MEDRESE VE DİNİ İLİMLERİN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE YARINI
MEDRESE VE DİNİ İLİMLERİN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE YARINI

 

MEDRESE VE DİNİ İLİMLERİN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE YARINI

 

24 Cemaziyelahir 1444 H. / 16 Ocak 2023

M. İsa AKYAZILI

 

 Bütün Hamdler Âlemlerin Rabbi olan Allaha (Celle celalühü) mahsustur. Efendimiz Hz. Muhammede, ailesine, ashabına ve kıyamete kadar ona güzelce tabi olacaklara Salat u Selamlar olsun.

DİNİ İLİMLERİMİZ, MEDRESELERİMİZ VE İDEAL MEDRESE SİSTEMİNDE OLMASI GEREKENLER:

Rabbimiz cc., İslam dinini, Kur’an ı Kerimi ve Sünnet i seniyye’yi, iki cihan saadetimizi sağlayan son ve yegane hidayet rehberi olarak göndermiştir.

Dinimiz bu fonksiyonunu; İman ve İbadet hükümleri yanında, ferdi, ictimai, ticari ve siyasi hayatımızın adalet, maslahat, rıza ve rahmet prensipleri çerçevesinde tanzim edilmesine dair vecibeler ve prensipler koyarak icra eder.

İslam, dünya ve ahiret saadetinin temini için gerçek potansiyele sahip son ve yegâne nizam olarak gönderilmiştir. Bu potansiyeli açığa çıkartacak olan uygulama, icra ve tatbiki ile bu nizam doğrultusunda yeryüzünün inşa, imar ve idaresi insanoğlunun mükellefiyetine havale edilmiştir. Bu, imtihan ı İlahi’nin bir gereğidir.

Rabbimiz cc. mealen şöyle buyurmaktadır;

‘’Ey iman edenler! Allah'a (Kuran ı kerime) itaat edin. Peygamber'e (Sünnete/Hadis i şeriflere) ve sizden olan ulu'l-emre de (siyasi İdarecilere, Âlimlere veya Ümmetin Müctehidlerinin ittifak ve icma ettiği hususlara) itaat edin. Herhangi bir şeyde (açık ve kati hüküm bulamadığınızdan dolayı) anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne (Kuran ve Sünnet’e) arz edin (onlardan ictihad yolu ile yararlanın). Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.’’ (Nisa Suresi, 59. Ayet)

 ‘’O, sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarına (inşa ve tanzimine) görevli kıldı.’’ (Hud Suresi, 61. Ayet)

‘’O, sizi yeryüzünde halifeler (Allahın emir ve yasaklarını icra edecek kimseler) yapan, verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.’’ (En’am Suresi, 165. Ayet)

Dolayısıyla; Rabbimizin celle celalühü emirleri bizler tarafından pratiğe dökülmediği ve topluma hâkim kılınmadığı müddetce İslam’ın vadettiği o dünya ve ahirete müteallık saadet hedeflerinin kâmilen tahakkuku mümkün olamayacaktır.

Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem mealen buyurdular ki:

“Allah bu Kur’an (tatbiki noktasındaki olumlu ve olumsuz davranışlar sebebi) ile bazı kavimleri yükseltir ve diğer bazılarını da alçaltır.” (Müslim, Müsâfirîn 269; Ayrıca bk. İbni Mâce, Mukaddime 16)

 

İlmin ve İlim Taliminin dinimizdeki yeri:

Dinen zorunlu şeylerin şartı veya sebebi olup mükellef ’in kudreti dâhilinde bulunan hususlar, şart ve sebep oldukları şeyin hükmünün aynısını alırlar. Hatta şartların şartları da o şartların hükmüne sahip olurlar. Bunun mukabilinde dinen yasaklı hususlara birinci dereceden sebebiyet veren unsurlarda, sebebiyet verdikleri hususların hükmünün aynını alırlar. Yine farz’ların terki haram ve haram’ların terki ise farz hükmündedirler.

Örneğin; Farz olan Namaz, Oruç ve emsali vecibelerin şartları Farz, haram olan zina, Alkol, Faiz ve benzeri hususların bizatihi saikı olan işlerde haram hükmünü alırlar. Ve yine Namaz vb. vecibelerin terk edilmesi haram, zina vb. haramların terki ise farzdır. Akıl ı selime ve Dinimize göre hüküm budur.

Dolayısıyla; Dinimizin ihyası ve icrası Rabbimiz celle celalühü tarafından biz Müslümanlara farz kılındığı gibi, bu farzın şart ve sebepleri ile yine bu şart ve sebeplerin şart ve sebepleri de farz hükmündedir, bunların terki ve manileri de haram hükmüne sahiptirler.

Daha da açacak olursak; Dinin topluma hâkim kılınabilmesi ve kâmilen yaşanabilmesi için Allah’ın emirlerini icra edecek Siyasi ve askeri mekanizmaların ve altyapılarının oluşturulması şart olduğu gibi, toplumun dini eğitimini verecek, tebliğ ve irşad görevlerini yapacak, şer’i hükümlerin ilmi ve ameli bağlamda yaygınlaştırılmasını, ihya ve icrasını sağlayacak Din Âlimlerinin yetiştirilmesi ve bunların tümü için gerekli altyapı ve donanımların tamamı, Müslümanların mükellefiyet ve faaliyet alanlarına girmektedirler, aklen ve dinen mükelleflerin takatleri nispetinde farzdırlar. Bunların terk edilmesi ve manileri ise, mahzurludur ve dininimiz tarafından yasaklanmıştır

Nitekim Rabbimiz cc., vatan’ın ve toplumun muhafazası için zorunlu olan ve Kur’an ı kerimde otuz yerde emri ve teşviki bulunan cihad ibadeti ile ilim öğrenimi ve öğretimi hususlarını birbirlerine lüzum bakımından denk tutaraktan mealen şöyle buyurmuştur:

’Mü’minler toptan savaşa (cihada) çıkmamalıdırlar. Her topluluktan bir taifenin dini derinlemesine öğrenmek ve geri döndüklerinde topluluklarını uyarmak (İrşad etmek ve eğitmek) üzere geri kalmaları gerekli olmaz mı? Ki böylece belki yanlışlardan çekinirler. ‘’  (Tevbe Suresi, 122. Ayet i celile)

İlmin ve talim’in ne noktada önemli ve faziletli olduğunu anlamamız için dengi olan Cihad ibadetinin önemini iyi kavramamız gerekir.

Bir Hadis i şerifte şöyle buyrulmaktadır:

‘’Allah Rasülü Sallahu aleyhi ve selleme şöyle sual edildi; Yâ Resûlallah! Allah yolunda cihada denk hangi iş vardır? Efendimiz buyurdular ki;"Ona denk bir iş bulamazsınız". İki veya üç defa aynı soruyu tekrarladılar; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de her defasında "Ona denk bir iş bulamazsınız" cevabını tekrarladı. Daha sonra şöyle buyurdu:‘’Allah yolunda cihad eden kimsenin dengi, bu kişi cepheden dönünceye kadar gündüzleri oruç tutan, geceleri namaz kılan, Allah'ın âyetlerine hakkıyla itâat eden, namaza ve oruca hiç bir şekilde ara vermeyen kimsedir.’’ (Buhârî, Cihâd 1; Müslim, İmâre 110.)

 

 

Hususiyetle İlm’in ve İlim talimin gerekliliği ve fazileti hakkında çokca Ayet i celile ve Hadis i şerifler mevcuttur:

Rabbimiz celle celalühü mealen buyurmaktadır ki;

‘’De ki: ‘Ey Rabbim! İlmimi artır!’.’’ (Tâhâ Suresi, 114. Ayet i celile)

‘’De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’’ (Zümer Suresi, 9. Ayet i celile)

‘’Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. Onlar, “Hamd, bizi mü’min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler.’’ (Neml Suresi, 15. Ayet i celile)

‘’Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun!.’’ (Nahl Suresi, 43. Ayet i celile)

Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere (Âlimlere ve Yöneticilere) götürselerdi, elbette onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız.’’  (Nisa Suresi, 83. Ayet i celile)

‘’Allah, şehadet etti ki: Gerçekten O´ndan başka ilah yoktur. Melekler ve ilim sahibleri de adaleti ayakta tutarak buna şahitlik ettiler; O´ndan başka ilah yoktur. O, Aziz´dir, Hakim´dir.’’ (Al-i İmran Suresi, 18. Ayet i celile)

‘’Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler.’’ (Nisa Suresi, 162. Ayet i celile)

‘’Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık Allah’ın yoluna ilettiğini görürler.’’ (Sebe Suresi, 6. Ayet i celile)

‘’Ey iman edenler! Size, “Meclislerde yer açın” denildiği zaman açın ki, Allah da size genişlik versin. Size, “Kalkın”, denildiği zaman da kalkın ki, Allah içinizden inananların ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’’ (Müca’dele Suresi, 11. Ayet i celile)

‘’Allah’tan kulları içinde ancak ilim sahibi olanlar (hakkıyla) korkar.’’ (Fâtır Suresi, 28. Ayet i celile)

 

 

 

Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem’den İlm’in faziletine dair rivayet edilen Hadis i şeriflerin bazıları şunlardır:

Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı Kerimi (okuyuşu ve ahkâmıyla tastamam) öğrenen (talebe) leriniz ve öğreten (Müderris) leriniz dir.” (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 15.)

‘’Âlimin âbide üstünlüğü, benim sizin en aşağı derecede olanınıza üstünlüğüm gibidir. Şüphesiz ki Allah, melekleri, gök ve yer ehli, hatta yuvasındaki karınca ve balıklar bile insanlara hayrı öğretenlere dua ederler.’’ (Tirmizî, İlim 19.)

 “Kim ilim öğrenmek için yola çıkarsa, Allah Teâlâ ona cennet yolunu kolaylaştırır. Melekler, ilim öğrenenlerden hoşlandıkları için onlara kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunan varlıklar, hatta sudaki balıklar bile âlimlerin bağışlanması için Allah’a yalvarırlar. Bir âlimin sadece ibadetle uğraşan bir kimseye üstünlüğü, on dördüncü gecesinde ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerin mirasçılarıdır. Peygamberler altın gümüş değil, sadece ilmi miras bırakmışlardır. İşte bu ilim mirasına konan kimse, çok büyük bir hisse kazanmış olur” (Ebû Dâvûd, İlim 1; Tirmizî, İlim 19.)

‘’Yalnız şu iki kimseye gıbta edilir: Allah’ın kendisine ihsân ettiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse; Allah’ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına da öğreten kimse.’’ (Buhârî, İlim 15, Zekât 5, Ahkâm 3, İ’tisâm 13, Tevhîd 45; Müslim, Müsâfirîn 268.)

‘’Allah, hakkında hayır dilediği kimseye din hususunda Fakih yapar (derin anlayış ve ilim verir).’’ (Buhârî, İlim 10, Humus 7, İ’tisâm 10; Müslim, İmâre 175, Zekât 98, 100.)

‘’Kim ilim tahsil etmek için yola giderse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.’’ (Müslim, Zikr 39. Ayrıca bk. Buhârî, İlim 10; Ebû Dâvûd, İlim 1.)

‘’İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı kesilir. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.’’ (Müslim, Vasiyyet 14.)

 ’Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allah’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim öğreten âlim ve öğrenmek isteyen öğrenci bundan müstesnadır.’’ (Tirmizî, Zühd 14.)

‘’İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır.’’ (Tirmizî, İlim 2.)

 

 

 

 

İlim ancak amel ile ve Amel de ihlas, samimiyet ve istikamet ile birlikte olursa, makbul ve isabetli olup faziletlere sahip olabilir ve sevaba dönüşebilirler:

İhlas ve istikamet koşullarıyla birlikte Amele dökülmeyen ilmin faidesi de, fazileti de yoktur, aksine büyük bir tehlike ve vebal arzeder.

Zira Rabbimiz cc. Mealen şöyle buyurmaktadır:

‘’(Ey Alimler!) Sizler Kitab’ı okuduğunuz halde, kendinizi unutup (başka) insanlara iyiliği mi emrediyorsunuz? Aklınızı kullanmazmısınız?’’ (Bakara suresi, 44. Ayet)

 ‘’Hâlbuki onlara; Ancak dini (İbadeti) Allah'a has kılıp dosdoğru dine tabi olmuş kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte dosdoğru din budur.’’ (Beyyine Süresi, 5. Ayet)

"İndirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti biz kitapta insanlara açıkça belirttikten sonra gizleyenler var ya; işte onlara hem Allah lânet eder, hem de bütün lânet edebilenler lânet eder. Ancak tevbe edip, durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıklayanlar başkadır. Onları bağışlarım; çünkü ben tövbeyi çok kabul edenim, çok esirgeyenim."(Bakara,  suresi, 160. Ayet)

Hadis i şeriflerde mealen şöyle aktarılmaktadır:

“Hz. Peygamber; ‘Din samimiyettir.’ buyurdu. Biz, ‘Kime karşı (samimiyet)?’ deyince, ‘Allah’a, Kitabı’na, Resûlü’ne, Müslümanların idarecilerine ve bütün Müslümanlara.’ buyurdu.” (Müslim, Îmân, 95)

“Ameller, niyetlere göredir...”  (Buhârî, Îmân, 41; Müslim, İmâre, 155)

“Allah, ancak samimiyetle sadece kendisi için ve rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder.” (Nesâî, Cihâd, 24)

“Her kime öğrendiği dini ilim sorulur ve o da çeşitli sebeplerden dolayı bilgisini gizler (öğretmez) se kıyamet günü o kimseye ateşten bir gem vurulacaktır.” (İbn Mace, Mukaddime 24; Ebû Davûd, İlim, 17; Tirmizi, İlim 3)

 

Nitekim Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederlerdi:

"Allah'ım, bana öğrettiklerinle beni faydalandır; bana fayda sağlayacak ilim öğret, ilmimi artır." (Tirmizî, Daavât, 128)

"Faydasız ilimden Allah'a sığınırım." (Tirmizî, Daavât, 68)

 

 

 

 

İslam, teslim olmak ve itaat etmekten ibarettir.

İslam teslim etmek veya barış yapmak anlamlarından gelir. İman ederek kendisini Allah’a teslim etmiş olan ve bu barış dinine girmiş olan kimselere, ‘’Müslüman’’ denilir. Rabbimiz celle celalühü, Kur’an ı Kerimde seksen sekiz yerde itaati emir ve tavsiye etmektedir. İslam, kişinin teslim alarak hâkim olması değil, teslim olarak kul olması ve itaat etmesinden ibarettir. Müslümanlar, Allah’ın dininin Hâkim’i değil mahkûmu ve mesulüdürler.

Dolayıyla Müslümanlar din hususunda referans alıp itaat edecekleri Kitab’ı ve Sünnet’i ve bu ikisinin referans gösterdiği diğer delil ve hüküm unsurlarını iyi seviyede bilmek, öğrenmek ve öğretmek zorundadırlar.

Nitekim Peygamber Efendimiz’in (sav.) İslama daveti ve ahkâmı tebliğinden itibaren Sahabe i güzin, Tabiin, Tebei Tabiin hazeratı (R. Anhum) ve devam eden asırlarda yetişen Salihler, Ulema, Fukaha ve Müctehidlerimiz (R. Aleyhim) bu itaat ve teslimiyet esaslarına binaen dinin icrası ve yaygınlaştırılmasını dini bir görev bilmiş ve uğrunda her tür zorluklara canları pahasına göğüs germiş ve hiçbir fedakârlıktan da kaçınmamışlardır.  

Dinimizin temel kaynakları ve memuriyet unsurları olan Kuran ı Kerim ile Sünnet i Seniyye’nin lafızlarını ve lisanlarını muhafaza etmeye, ifade ettikleri Ahkâm ı şeriyye’yi ve sair bilgileri doğru biçimde istifadeye ve istinbata yönelik ciddi anlamda teyakkuz halinde olmuşlardır. Bu minvalde İnsanlık tarihinde eşi benzeri görülmemiş alet ve usul ilimleri geliştirmişlerdir. Bu alet ve usuller doğrultusunda Akait/Kelam, Fıkıh, Tefsir, Hadis, Ahlak ve Tasavvuf gibi furu ilimleri nakil ve inşa edip ümmetin kalanı için İslamı anlamanın ve yaşamanın yollarını açmış ve kolaylaştırmışlardır.

Bu Külliyata dair telif etmiş oldukları eserlerden devasa kütüphaneler, riayet ettikleri usul ve adaptan mümbit bir eğitim öğretim kültürü doğmuştur. Bu hizmetlerden yalnızca dört mezheb İmamlarımızın (Rahimehümullah) hizmetlerinin tarihteki yerini almadığı hayal edilecek olsa, İslamın bilinmesi ve anlaşılması adına ne kadar büyük bir boşluğun doğacağı ortadadır.

Bu büyük hizmetleri nedeniyle, Rabbimizin cc. onları Din i Mübin i İslam’ın bekası için müvekkel kılmış olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Zira o ömürler ve servetler bu yollarda tüketilmeyip bu hizmetler verilmemiş olsaydı, İslam’ın bekası mümkün olamayacaktı. Rabbimiz cc. herbirerinden ayrı ayrı razı olsun ve onları bizim adımıza razı olacakları kadar çokca mükâfatlandırsın.

Varlığını genel anlamda Ümmetin Âlimleri ve gönüllüleri eliyle ve Köklü Medrese geleneğimizle sürdüren bu İlmi kültürel servet, çeşitli nedenlerde Hicri 4. asırdan itibaren geri dönemeyeceği bir zayıflama evresine girmiştir. Yakın tarihimizde vuku bulan savaşlar, devrimler, modern çağın ezici ve yıkıcı fikri ve siyasi buhranları ve fitneleri, dünya üzerindeki İktisadi sistemin, sosyal ve ailevi yaşamın ve ihtiyaç unsurlarının tamamen değişmesi, bu olumsuz süreci bir hayli hızlandırmış ve ciddi anlamda yıkıma sebebiyet vermiştir.

Hülasa olarak; Dini, sosyal ve siyasal hayatımız, ahlak ve kültürümüzde ciddi dejenerasyonlar oluştuğu gibi, köklü İlmi kültürümüz, müfredat ve programlarımızda da ciddi anlamda gerilemeler baş göstermiştir.

Siyasi ve Kültürel alanlardaki menfi durum ve olumsuz gidişatın en temel sebebinin, İlim, Amel, İhlas, davet ve emr i bilmaruf gibi noktalardaki problemler olduğu izaha ihtiyaç duyulmayacak derecede açıktır.

 

İlmi çalışmalar ve eğitimler alanında güncel manzara:

Günümüzde İslam ilimleriyle ilgili hususi eğitimler Resmi olarak; Kuran ı Kerim Kursları, İmam hatip okulları, İlahiyat fakülteleri ve Diyanet Dini Yüksek Eğitim Merkezleri marifetiyle, Fahri olarak ta; Ülkemizin dört bir tarafına yayılmış Karadeniz Usulü ve Doğu Usulü Medreselerimiz marifetiyle devam ettirilmektedir.

-Kuran ı Kerim Kurslarımız; yurt çapında Kuran ı Kerim ve Hafızlık eğitim öğretimi noktalarında belirli noktada ve kifayetli sayılabilecek hizmetlerin verilmesinden, buna yeterli ve elverişli fiziki ve ilmi altyapının bulunmasından ötürü mutluyuz.

-İmam-hatip orta ve lise seviyesi okulları; Bu Okullarımız da diğer okullara nispetle bir miktar daha fazla dini müfredat ve bunların eğitim/öğretimi söz konusu olsa da, İslami ilimlerin tedrisi ve İslam’ın ihyası bağlamında kayda değer bir alt yapı sağlamaktan bir hayli uzaktır. Bunula birlikte sürü eğitiminin birçok olumsuz yönünü de taşımakta ve birtakım kötü niyetli projelere de açık hedef olmaktadırlar.

-İlahiyat fakülteleri;   1949 yılında eğitim öğretime başlamış olan bu Okullarımız hakkında, Prof. Dr. Ali Fuat Başgil hocaefendi; ‘’Din duygusunun kolay kolay bastırılamayacağını ve yok edilemeyeceğini gören devlet erkânı, dinin büsbütün de kontrol dışına çıkmaması için hiç olmazsa batılı anlamda teoloji yapan bir fakülteyi Ankara’da açmıştı.’’ demektedir. 

Bunun yanında bazı İhlaslı Hocalarımız ile siyasi ve sivil toplum kuruluşlarımızın katkısıyla, kısmen de olsa inanç, ibadet ve ahlak gibi temel hedeflere bir miktar hizmet edebilmişlerdir.

2002 yılı sonrası neredeyse her vilayete en az bir İlahiyat/ İslami ilimler fakülte ve enstitüleri açılmıştır. Bu hareketin arkasında inancı, ibadeti, ahlakı ile dini bütün genç nesillerin ve İslam âlimlerinin yetiştirilmesi amacı yatmakta olduğundan şüphemiz yoktur. Ne var ki; ilmi müfredat, ahlaki eğitim ve Öğretim görevlilerinde aranacak seviyeler gibi mezkûr amaca istinaden gerekli olan temel şartlar oluşturulamamıştır. Bu problemler yanında maalesef ki; Ehli Sünnet dışı ve hatta din dışı inkârcı faktörler için açık çalışma alanı teşkil eder vaziyettedirler. Söylentilere göre; İlahiyat fakültelerinde namaz kılmayan öğrencilerin oranı % 85lere ulaşmaktadır. Bu oran’ın abartılı olduğu kabul edilecek olsa da, yine tablonun oldukça vahim olduğu ortadadır.

-Diyanet Dini Yüksek Eğitim Merkezleri; İlk kez, 1973 yılında Bolu’da hizmet içi eğitime başlamış olan bu merkezler, 1976 yılında İstanbul Haseki eğitim Merkezi ile devam etmiş ve günümüzde birçok ilimizde Hizmet içi eğitimler vermektedirler. Bu Merkezlerimiz, Diyanet teşkilatımızın personeline hizmet vermekte ve başlangıcından itibaren Diyanet İşleri kadrosuna büyük yararlar sağlamakta ve değer katmaktadırlar. Buna rağmen, kâfi derecede bir Dini eğitim verilebilmesi için, daha ciddi bir altyapı, daha geniş bir müfredat ile daha fazla bir süreye ihtiyaç duyulacağı aşikârdır.

-Karadeniz Usulü ve Doğu Usulü Medreselerimiz; Allah Rasülü’nün sav. Mekke de kurmuş olduğu ilk Medrese olan Dar ul Erkam’ın devamı ve kadim Medrese kültürümüzün bakiyesi olan bu müesseselerimiz, yakın tarihimizin olumsuz siyasi şartları girdabında ve baskılar altında bir hayli fazla kan kaybetmişlerdir.

Nitekim bir miktar Sarf, Nahiv, Belagat gibi alet ve edebiyat ilimleri müfredatı, bir miktar Mantık, Münazara ve Kelam ilmi müfredatı ve yetersiz bir miktar Usul fıkıh, fıkıh ve Tefsir müfredatı okumak gibi kısır bir döngüye hapsolunmuşlardır. Son yıllarda bir miktar ilerlemeler kaydedilmiş, birtakım Tekâmül ve İhtisas Medreseleri kurulmuş olsa da, ne var ki eski kudretlerini yakalamış olmaktan çok uzaktırlar.

Karadeniz usulü eğitim veren Medreselerimiz, 3 ila 6 yıl arası, Doğu usulü eğitim veren Medreselerimiz ise 7 ila 10 yıl arası, genelde alet ilimlerine ve bu hususlarda eski dönemlerden beri okutulagelmiş müfredatın görülmesine münhasır bir eğitim vermektedirler. Eğitim/öğretimlerini tamamlayan hoca adaylarının İcazetnamelerine denklik verilmemektedir ve bu teşkilatlara devletin sağladığı hiçbir katkı ve destek bulunmamaktadır.

Bu müesseseleri kuşatmış olumsuz şartlara rağmen; Arapça alet ve edebiyat ilimlerinin tedrisatları hususunda devlet okullarından çok daha kuvvetlidir. Genel anlamda uygulamaya dayalı, sürü eğitimi değil bireysel tarzda ve daha ihlaslı bir Dini ve Ahlaki eğitim/öğretim verilmekte olduğu söylenebilir. Bu temel nedenlerden ötürü; dini ve ahlaki eğitimler açısından bu eğitimleri veren devlet okullarına nispetle kıyas kabul etmez derecede çok daha iyi durumda oldukları bir hakikattir.

 

Özetleyecek olursak;

Resmi olsun, gayrı resmi olsun hususi din eğitimi veren müesseselerimizden alet ilimleri ağırlıklı olanlar Şer i usul ve füru ilimleri için yeterli bir çalışma yapmamakta, şer i bir takım ilimlerle meşgul olanları alet ve usul ilimleri müfredat ve alt yapısından mahrum bulunmakta, yapılan eğitimler mütehassısları tarafından verilmemektedir.

Dolayısıyla; İslami İlimler alanlarında genel anlamda mükemmel sayılabilecek bütüncül bir Müfredat, Program ve eğitim/öğretim sistemi maalesef ki bulunmamaktadır.

Sahasında Kariyer yapmış az miktardaki Hocalarımızın, başarılarını tek bir merkezde ve programda elde edemedikleri için ciddi güçlüklerle farklı noktalardan tahsil etmek yoluyla elde etmek zorunda kalmış oldukları ve hocalarımızın ilmi telifler noktasında genel anlamda yetersiz olduğu gerçeği, bu iddiamızın kanıtı olarak yeterli olacaktır.

İstanbul, Karadeniz bölgesi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere, yurt sathımızda mevzi tutarak o yasaklı ve zor şartlarda binbir güçlüklerle bu davanın günümüze kadar baki kalmasını sağlamış Üstadlarımızın ve Hocalarımızın ellerinden ve ayaklarından öpüyoruz. O yüce gönüllü büyük zevat ı kiramın talebeleri olarak binbir baskı, tehlike, emek ve fedakarlıklarlarla taşıdıkları bu yüce ilim ve hidayet sancağını, bu ulu davayı daha ileri noktalara taşımak ve daha yükseklere çıkartmak boynumuzun borcudur. Bunun için elimizden geleni yapacağımızı bildirmek isterim. Rabbim celle celalühü hocalarımızdan binlerce kez razı olsun.

Kuran ı kerim, Sünnet i seniyye ve Ehli Sünnet ve’l Cemaat mezhebinin yılmaz hamilerinden, İslam’a davet ve irşad hizmetinin zirvelerinden, dini talim ve terbiyenin yeniden ihyası ve yeni bir islam neslinin inşası için bütün hayatını ortaya koymuş olan Sevgili Üstadımız Hacı Mahmud el- ûfi Efendi hazretlerimizin ra. Şeriat ilimlerinin ihyası, yaygınlaştırılması, İrşad ve Davet noktalarındaki eşi benzeri bulunmayan emek ve hizmetlerini özellikle beyan etmek gerekir;

Hoca, talebe, kitap ve yasal izinlerin bulunmadığı ve yasakların hâkim olduğu bir dönemde yoktan inşa edilen bu hizmetler, tevfik i İlahi ile yurt çapına yayılmış, Sevgili Üstadımız’ın ra., modern İstanbulun Kadim Fatih ilçesinin Çarşamba semtinde bulunan küçük bir Camide (Şeyh’u l İslam İsmail Efendi Camii) İlim, Amel ve İhlas temelleri üzerine inşa etmiş olduğu bu hizmetlerin bereketi ile ülkemizde sessiz bir geridevrim gerçekleştiği gibi, laik devrim maddeleri pratik hayatta birer birer işlevsiz hale getirilmiştir.

Bu hizmetlerin zuhuratlar ve tevfik i ilahi yanında, siyasi ve ictimai maslahatlar göz önüne alınarak gereğince ictihad edilmesi, yönler belirlenmesi, bunlara ve diğer etkenlere muvazi şekilde ilmi seviyenin sürekli yükseltilmesi şekli ile kavgasız, gürültüsüz ve hikmetamiz bir üslub ile gerçekleştiği her aklıselim için gayetle açıktır.

Nitekim Üstadımız ra., hizmetlerini kademe kademe ve istikamet üzere sıfırdan bu noktalara taşımış, İlim ve davet noktalarında bizler için geliştirilmeye müsait, mümbit bir zemin tesis etmiş ve son dönemlerinde sancağı çok ileri noktalara dikerek hayata veda etmiştir. Rabbim celle celalühü kendisinden binlerce kez razı olsun.

Sevgili Üstadımız hazretleri ra., son dönemlerinde yapmış oldukları birtakım sohbetlerine şöyle ifadeler buyurmuşlardır:

 ‘’Sultan Fatih devrinde neler okunuyordu ise, onları okumamız lazım. Yoksa “Hoca var!” diyemeyeceğim. Bir fetva sorulunca yerini açıp bulacak! Hoca buna diyoruz.’’ (Hocalara ve Talebelere Nasihatler, S. 22, Ahıska Yayınevi)

‘’Az ilimle koca İslâm dini idare edilemez. Büyük bir köprünün inşasını ancak çok bilgili mühendisler yapabileceği gibi, maneviyatı çok büyük olan bu dini de ancak ilim sahibi Hocalar muhafaza edebilirler.’’ (Hocalara ve Talebelere Nasihatler, S. 57, Ahıska Yayınevi)

 ‘’Ey Müslüman! Ey İnsan! Okumak için kolu paçayı sıva ve o kadar oku, öyle ol ki, din işlerinde Müctehid gibi ol! Müctehid! Yani; İmam ı Azam gibi, İmam ı Şafii gibi, İmam Malik, İmam Ahmed İbni Hanbel gibi! Rahimehümullah! Böyle derin Âlim ol! Bu Müctehidlik yapın demek değildir, yanlış anlaşılmasın. Lakin her İnsan erkek-kadın, ihtiyar-genç, zengin-fakir, amir-memur hepsi elbirliği ile çalışması lazım, Müctehid gibi derin âlim olması lazım.’’‘’Hoca yetiştireceğiz! Hoca lazımdır. Mühendisten de ziyade! Doktordan da ziyade! Her meslekten ziyade Hoca lazımdır.’’ ‘’Öyle beş on yıl okumakla Hoca olunmaz arkadaşlar! Çok okumak ve Müctehidler gibi hocalar olmak lazımdır.’’

(Bu sohbetlerinin Video kaydı bulunmakta ve yaygın şekilde bilinmektedir.)

“O mekteplerde Kimya okutuyorlar! O’nu anlatıp hepsini Allah’a bağlasalar tamam! Coğrafya okutuyorlar! Filanca deniz şu kadar derin, şu kadar tuzlu, tatlı su balığı ayrı, tuzlu su balığı ayrı! Bunları kim yaptı? ‘’Allah! Başka kimse yapamaz’’ diyerek hayret ettirseler ya! Bu çiçekleri kim yarattı? Kokusunu, rengini, şekillerini nasıl yarattı? ‘’Bunları Allah yarattı’’ deseler tamam, bizim de aradığımız budur! ‘’Tabiat yaptı!’’ diyorlar. Bir de ‘’Allah unutulmadıkça bize rahatlık yok!’’ diyorlar. Allah Allah! Ne acaib tuzağa düşmüşüz. Yâ Rabbi! Sen bizi kurtar!” (Hikmetli sözler s: 74, Ahıska Yayınevi)

………………………………………………………..

Geride aktardığımız sohbetlerinde Şeyhimiz ra.; İlmi eğitimlerde ki çıtayı çok yüksek noktalara çekerek geçmiş dönemlerde yaşamış büyük Müctehidlerimiz Rahimehumullah gibi büyük Âlimler yetiştirilmesi gerektiğini öngörmüştür.

Günümüz siyasi, iktisadi, sosyal, kültürel ve akademik şartları, yeniliklerin hızla çoğalması, gelişmelerin hızla ilerlemesi, toplumların geldiği ilmi ve kültürel seviye, karşı karşıya kaldığımız felsefi ve şeytani fitne ve tehliklerinin büyüklüğü ve süratle yayılımı göz önüne alındığında, bunları karşılamak, İslamın ahkâmını ve varlığını ortaya koymak için Şeyhimizin ra. belirlediği ileri seviye hedeflerin ne kadar isabetli ve bunlara ulaşmanın ne kadar gerekli olduğu ortadadır.

Nitekim İslam toplumları arasındaki ihtilafların giderilmesinin, Dinimizin İhyasının, icrasının ve İnsanlık adına güttüğümüz hedeflerin gerçekleşmesinin, İslami İlimlerin bu derece ileri sevide de tahsiline, Müctehidler seviyesinde Âlimlerin yetişmesine ve dinimizin özüne inebilmemize bağlı olduğu da açıktır.

Üzülerek söylemek isterim ki; Mevcut medrese program ve müfredatlarımızın ve Akademik tedrisatların bu büyük hedefleri karşılayamayacağı açıkca ortadadır, ehemmiyetine ve kespettiği aciliyete karşın bir hayli de geç kalınmıştır.

Bundan mütevellid; Medrese sistem ve müfredatlarımızın belirlenmiş olan ileri seviye hedeflere ve ihtiyaçlara mebni revize ve ikmal edilmesi gerekmektedir. Yeni ve profesyonel sistemler geliştirilmeli, kamil bir program çizilmeli ve yeterli müfredatlar ilave edilmelidir…! Bu noktada hassas olmamız, ciddi müşaverelerle güncel ekonomik ve siyasi şartlara göre değil, ileriye odaklı hareket etmemiz gerekmektedir.

 

Bu minvalde her anlamda mükemmel şartları, müstakbeli ve ileri seviye hedefleri göz önüne alarak şunları öneriyorum:

  1. Yeni Medrese sisteminde esas alınmasını öngördüğüm temel dinamikler:

 

Medreselerimiz, Eğitim kadrosu, program ve müfredat bakımından 5 Yaşında bir sabi’den 25 yaşındaki bir Mütehassıs İslam Âlimini inşa ve tesis edecek nitelikte ve evsafta olmalıdır.

 

Bu gerekçeyle:

 

  • Müfredatlarımız, tüm şer’i ilimleri kapsar vaziyette ve tüm ilmi sahalarımızda ihtisasa yeter nitelikte olmalıdır.

 

  • Eğitimler için Mütehassıs ve yeterli kadrolar oluşturulmalıdır.
  • Arapça dili muhadesesine ve lügat ezberine ehemmiyet verilmeli, alet ve usül ilimlerine bu eğitimlerden sonra girilmelidir.

 

  • Tedrisi İlmihal seviyesinin üstünde görülen fer’i ilimlerin eğitimi, usulleri ile başabaş götürülmelidir.

 

 

  • Talim, İrşad ve Davet çalışmalarının alanının genişletilmesi için İleri seviyelerde Farsça, İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusca, Çince, japonca gibi en az bir yabancı dil öğrenimi zorunlu hale getirilmelidir.

 

  • Bütün ilimlerin talimine tarihi, ricali, kütüphanesi/kaynak eserleri, tarifi, mevzusu, bahisleri, gayesi ve temel kavramlarının tanıtımı ve mübtedilere uygun olacak seviyede müfredatın okunması ile başlanmalıdır.

 

  • Fen bilimlerinden Türk dili edebiyatı, matematik, geometri, coğrafya ve tarih ilimleri özellikle devlet okullarına gitmeyen talebeler için mutlaka eklenmeli ve bunların talimi genel kültür seviyesinden bir miktar daha ileri seviyede sağlanmalıdır.

 

Mevcut Akademik sistemler tarafından ciddiye alınacak, örnek gösterilecek ve zamanı geldiğinde kendi yönetimi, hedefleri, personeli, projesiyle resmi denklikler alabilecek veya Resmi hüviyet kazanabilecek nitelikte olmalıdır.

 

Bu gerekçeyle:

 

  • Fiziki ve ilmi anlamda kontrol altına alınıp takip ve teftiş edilebilmesi ve denklik arzetmesi için güncel Akademik eğitimlerde olduğu gibi seviye, sınıf ve dönemlere bölünmelidir.

 

  • Her seviyenin belirli bir kitleye, eğitim seviyesine ve/veya hizmet alanına hitap etmesi gereklidir. Dolayısıyla Dini hizmet alanlarımız belirlenmeli, gruplandırılmalı ve her seviyenin yeterlilik ve yetki alanları da belirlenmiş olmalıdır.

 

 

  • Seviye ve yetkileri verilecek hizmet alanlarına uygun ağırlıkta ders ve müfredatlar oluşturulduğuna dikkat edilmelidir.

 

  • Sınav / takip, denklik tespiti ve İcazetname sistemleri ileri seviyede geliştirilmeli ve titizlikle takip edilmeli ve uygulanmalıdır.

 

  • Eğitimlerin verileceği Fiziki mekânlar ile eğitim araçlarında Akademik eğitimlerde öngörülen şartlara göre düzenlemeler ve yapılandırılmalar yapılmalıdır.

 

  1. Yeni Medrese sistemi için öngördüğüm Seviyeler, Sınıflar, Dönemler, Süreler ve Hedefler:

 

  1. SEVİYE: SIBYAN (Kreş) EĞİTİMİ

Sıbyan eğitimi: Dört, beş yaşlarına ulaşmış çocuklarımızın kabul edilerek bir takım eğitim/öğretimlere katıldığı 2 yıl sürecek, 2 dönemden oluşan bir merhaledir.

İçeriği; Talebelerimiz bu iki yıllık sürede Temel İslami öğretiler, Kuran ı Kerim alfabesi ve kıraati, bazı kısa Süre i Celilelerin ve bir takım gündelik duaların ezberletilmesi yanında, adab eğitimleri ile el ve dil becerilerinin geliştirilmesine dair dersler görürler.

Hedefi; Bu merhale eğitimin temel hedefi, çocuklarımızın kalplerine Allah cc., Peygamber sav. ve İslam sevgisini aşılamak, İman şuurunu işlemek ve hafızalarına ömürleri boyunca yararlanacakları ve yönlerini kendileriyle tayin edecekleri temel bilgileri kazımaktır. Kendilerini bekleyen İbtidai eğitim’e dair gerekli alt seviye hazırlıkları da, bu eğitim süresi zarfında tamamlamış olacaklardır. Bu seviye eğitim zorunlu kabul edilmemelidir.

 

  1. SEVİYE: İBTİDAİ (İlk) EĞİTİM/ÖĞRETİM

İbtidai (İlk) Eğitim/Öğretim: Bu merhale, yedili yaşlarına ulaşmış çocuklarımızın kabul edilerek Hazırlık dönemi ile birlikte Hafızlıklarını (Kuran ı kerimin tamamının ezberini) ikmal edecekleri her biri 3 yıl sürecek bir merhaledir.

İçeriği; Talebelerimiz, bu üç yıl içerisinde Kuran ı kerim alfabesi, Kıraati, Tecvid, Tashih i huruf ve Talim esaslı tedrisat görür ve Kuran ı Kerim hafızlıklarını tamamlarlar. Bunun yanında ibtidai seviyelerde İlmihal, Hadis, Siyer, Ahlak ve Matematik eğitim/öğretimleri görürler.

Hedefi; Üç yıllık bu eğitimin temel hedefi, İlmihal, ahlak ve adab bilgilerini öğrenmiş, özümsemiş ve dini anlamda ibtidai eğitimini almış mütedeyyin nesiller ile İslam ilimlerinin tahsiline kilitlenmiş ihlaslı ve disiplinli Hafızlar yetiştirmektir.

Bu eğitim seviyesini tamamlamış çocuklarımızın yetkili olduğu bir hizmet alanı bulunmamaktadır. Eğitim süresi zarfında, kendilerini bekleyen 2. SEVİYE İ’dadi eğitim/öğretim için İmanları ve hafızaları kuvvetli, zekâları keskin, arzu ve hevesleri bileylenmiş HOCA adayları olarak maddi ve manevi anlamda hazırlanmış olacaklardır. Bu seviye eğitim, Hafızlıkların yapılması dışındaki tüm hususlarda bir sonraki İ’dadi seviye eğitime geçebilmek için zorunludur.

 

  1. SEVİYE: İ’DADİ (Hazırlık/Orta) EĞİTİM/ÖĞRETİM

İ’dadi Eğitim/Öğretim: Onlu yaşlarına ulaşmış ve tercihen Hafızlıklarını tamamlamış çocuklarımızın kabul edilerek, Arapça mükâleme ve temel Alet ilimleri ile Dini İlimlerin alt seviye temel müfredatlarının okutulacağı ve böylece Temel medrese eğitimine, Hocalığa ve Davetçiliğe Hazırlık eğitimlerini görecekleri her biri iki dönemden oluşan 3 yıl süreli, toplam 6 dönemlik bir  merhaledir.

İçeriği; Talebelerimiz, bu üç yıl zarfında Arapça Muhadese ve Diyalog eğitimlerini tamamlar, Arapça alet ve edebiyat ilimleri ile Dini ilimlere dair İbtidai müfredatın tedrisatını yaparlar, Emr i bilmaruf, Davet ve ibadet merasimleri ve usullerine dair alt seviye Müfredat görür ve eğitimler alırlar. Bunların yanında Türk dili ve edebiyatı, Matematik, Coğrafya ve Tarih gibi Fen bilimlerinin orta seviye eğitimlerini görürler.

Hedefi; Bu merhale eğitimin temel hedefi, bireye verilecek Hususi izinle ve gözetim altında Müezzinlik, İmamlık, Vaizlik, Dini Merasimler Yönetmek, Davet ve İrşad yapmak gibi görevleri ifa edecek seviyede hoca bireyler yetiştirmektir. Eğitimlerine devam edecek olanlar, bu süre zarfında kendilerini bekleyen Temel medrese eğitim/öğretimi için de hazırlıklarını yapmış olacaklardır.

 

  1. SEVİYE: TEMEL MEDRESE EĞİTİM/ÖĞRETİMİ (Lise seviyesi)

Temel Medrese Eğitim/Öğretimi: Üç yıllık temelİ’dadi dönemini başarı ile tamamlamış çocuklarımızın kabul edilerek ihtisas eğitimine hazırlık ve altyapı mesabesinde olan Temel Medrese Eğitim/Öğretimlerini görecekleri üç yıl süreli bir merhaledir.

İçeriği; Talebelerimiz, Arapça alet ve edebiyat ilimleri ile Tüm Dini ilimlerin Usul ve furu’una dair üst seviye de müfredatlar görürler. Emr i bilmaruf, Davet ve ibadet merasimleri ve usullerine dair orta seviye Müfredatlar görürler. Bunların yanında Matematik, Geometri, Türk dili/edebiyatı, Coğrafya ve Tarih gibi Fen bilimlerinin gerekli seviyede eğitimlerini tamamlarlar.

Hedefi; Bu merhale eğitimin temel hedefi, izne ve gözetime bağlı kalmaksızın müstakillen Müezzinlik, İmamlık, Vaizlik, Dini Merasimler Yönetmek, Davet ve İrşad görevlerini yapabilecek hocalarla birlikte, İbtidai ve İ’dadi gibi alt seviye eğitimlerin tümünde hocalık yapabilecek Müderrisler yetiştirmektir. Eğitimlerine devam edecek olanlar, bu süre zarfında kendilerini bekleyen İhtisas eğitim/öğretimleri için de hazırlıklarını yapmış olacaklardır.

 

  1. SEVİYE: YÜKSEKÖĞRETİM, İHTİSAS EĞİTİM/ÖĞRETİMLERİ

İhtisas Eğitim/Öğretimi: Dört yıllık Temel Medrese Eğitim/Öğretimi’nibaşarı ile tamamlamış çocuklarımızın kabul edilerek altı farklı ilmi alanda ihtisas, tahkik ve telif eğitimlerini görecekleri bir merhaledir.

Bir İlimde İhtisas sahibi olmak; O İlmin Kavramsal yapısına, Tarihine, İmamlarına, Tabakalarına, Asli ve Tali kaynaklarına, güncel çalışmalarıyla kütüphanesine ve güncel ilerlemelere hâkim olmak ve o ilim sahasında müstakbel için çıkarımlar yapabilecek kuvvete ulaşmakla mümkündür.

İhtisas bölümlerinin eğitim süreleri ve hizmet alanları; eğitim içeriklerinin alanlarına göre farklılık arzetmektedir.

 

Eğitimi verilecek 6 İhtisas alanı şunlardır:

  • Arapça Dili İlimleri (Ulûm’u l Lugat’i l Arabiyye) İhtisası:

Talebeler bu İhtisas alanında Lugat, Sarf, Nahiv, Vadı’, Maa’ni, Bedi’, Beya’n, ِ Aru’z, Kava’fi, Kava’ni’n’u l Kitabe, Kava’ni’n’u l Kıra’a, İnşa’u l Hutab ve Muhadarat gibi Arapça dil ilimlerinin ileri seviye Müfredatını görürler, bu ilimlerin ekollerine ve kaynaklarına hâkim olacak kuvvette çalışmalar yaparlar. Alanlarında İlmi araştırma, tahkik ve Kitap telif eğitimleri görürler.

Ulûm’u l Lugat’i l Arabiyye İhtisası’nın süresi; herbiri ikişer dönemden oluşan üç yıldır. Mütehassıs adayları, bu eğitimi tamamladıktan sonra, ilgi alanlarından birine dair makbul bir tez veya sınavlarla İcazetname yi hak etmiş olurlar.

Bu İhtisa’ın Mücazları; Temel Medrese eğitimi’de dâhil bütün alt seviylerde Müderrislik yapabilirler. Üstadları’nın belirleyecekleri sınavlar sonucu hak edenleri, İhtisas eğitim Öğretiminde Ulûm’u l Lugat’i l Arabiyye bölümü Müderrisliği de yapabilecekledir.

 

  • Hadis İlimleri (Ulûm’u l Hadis Rivayeten ve Dirayeten) İhtisası:

Hadis İlimlerinde Usul ve rivayetiyle Mustalahatına, Kütüphanesine, Masadır’ı asliyyesine, İmamlarına ve Kütüb’ü r Ricale hâkim, tahric ve tahkik yapacak ve hüküm verecek kuvvette ileri seviye müfredatlar görür ve çalıştırmalar yaparlar. Üstadlarının belirleyeceği en az bir Hadis kitabını mana bakımındanda olsa mükerrekleri hariç ezberlerler. Usullerde Hadisçiler’in Usulleri’ne munhasır kalmaz, dört mezhebin Hadis kabul usullerine hâkim olacak şekilde ğeniş çerçevede eğitim görürler. Alanlarında İlmi araştırma, tahkik ve Kitap telif eğitimleri görürler.

Hadis İlimleri İhtisası’nın süresi herbiri ikişer dönemden oluşan dört yıldır. Mütehassıs adayları, bu eğitimi tamamladıktan sonra Hadis ilimlerine dair makbul bir tez hazırlamakla veya Hocalarının belirleyeceği bir kitabın tahkik’ini yapmakla İcazetname yi hak etmiş olurlar.

Bu İhtisa’ın Mücazları; Temel Medrese eğitimi’de dâhil bütün alt seviylerde Müderrislik yapabilirler. Üstadları’nın belirleyecekleri sınavlar sonucu hak edenleri, İhtisas eğitim Öğretiminde Ulûm’u l Hadis bölümü Müderrisliği de yapabilecekledir.

 

  • Siyer’i Nebi (Sallahu aleyhi ve sellem), Meğazi ve genel Tarih İlmi İhtisası:

Siyer, Meğazi ve Tarih İlimlerinin Arapça ve Osmanlıca Kütüphanesine, İmamlarına ve Ricaline hâkim ve tarih felsefesi ve tahkiki yapacak kuvvette ileri seviye çalıştırmalar yaparlar. Alanlarında İlmi araştırma, tahkik ve Kitap telif eğitimleri alırlar.

Bu ilimlerin İhtisası’nın süresi; herbiri ikişer dönemden oluşan dört yıldır. Mütehassıs adayları, bu eğitimi tamamladıktan sonra Tarih ilimlerine veya dönemlerine dair makbul bir tez hazırlamakla veya Hocalarının belirleyeceği bir ya da birkaç tarihi vakıanın tahkik’ini yapmakla İcazetname yi hak etmiş olurlar.

Bu İhtisa’ın Mücazları; Temel Medrese eğitimi’de dâhil bütün alt seviylerde Müderrislik yapabilirler. Üstadları’nın belirleyecekleri sınavlar sonucu hak edenleri, İhtisas eğitim Öğretiminde Siyer’i Nebi (Sallahu aleyhi ve sellem), Meğazi ve genel Tarih İlmi İhtisası bölümü Müderrisliği de yapabilecekledir.

 

  • Tefsir İlimleri (Ulûm’u l Kur’an Rivayeten ve Dirayeten) İhtisası:

Tefsir İlimlerinin dirayet ve rivayetiyle İmamlarına, Tefsir nevilerine ve Kütüphanesine hâkim olup, tefsir ve tahkik yapabilecek kuvvette ileri seviye müfredatlar görür ve çalışmalar yaparlar. Belağat ilimleri ile ilgili ileri seviye müfredatlar görürler. Üstadlarının belirleyeceği en az bir Tefsir kitabının temel karakteri ve özellikleri konusunda aratırma ve inceleme çalışmaları yaparlar. Alanlarında İlmi araştırma, tahkik ve Kitap ve Tefsir telif eğitimleri görürler.

Tefsir İlimleri İhtisası’nın süresi her biri ikişer dönemden oluşan dört yıldır. Mütehassıs adayları, bu eğitimi tamamladıktan sonra Tefsir Kitapları veya ilimlerine dair makbul bir tez hazırlamakla, Hocalarının belirleyeceği bir Tefsir’in tahkik’ini yapmakla veya En az yetmiş Ayet i celileden oluşan bir Sure i Celilenin tefsir’ini yapmakla İcazetname yi hak etmiş olurlar.

Bu İhtisa’ın Mücazları; Temel Medrese eğitimi’de dâhil bütün alt seviylerde Müderrislik yapabilirler. Üstadları’nın belirleyecekleri sınavlar sonucu hak edenleri, İhtisas eğitim Öğretiminde Ulûm’u l Kur’an bölümü Müderrisliği de yapabilecekledir.

 

  • Usul’u d din ve’d Dave İhtisası:

Mantık, Münazara, Usul’ud Dave ve Maturidi ve Eş’ari Aka’idi külliyatına, Kelam İlmine ve felsefi ekollerin genel karakterlerine hâkim olacak şekilde, güncel itikadi ve fikri fitneleri çözümleyip antitez üretecek kuvvette ileri seviye müfredatlar görür ve çalışmalar yaparlar. Alanlarında İlmi araştırma, tahkik ve Kitap telif eğitimleri alırlar.

Usul’u ddin ve’d Dave İhtisası’nın süresi; herbiri ikişer dönemden oluşan üç yıldır. Mütehassıs adayları, bu eğitimi tamamladıktan sonra, ilgi alanlarına dair makbul bir tez veya antitez hazırlamakla İcazetname yi hak etmiş olurlar.

Bu İhtisa’ın Mücazları; Temel Medrese eğitimi’de dâhil bütün alt seviylerde Müderrislik yapabilirler. Üstadları’nın belirleyecekleri sınavlar sonucu hak edenleri, İhtisas eğitim Öğretiminde Usul’u d din ve’d Dave bölümü Müderrisliği de yapabilecekledir.

 

  • Fıkıh ve Fıkıh Usulu (Usul’u l Fıkh ve Fıkh) İlimleri İhtisası:

Fıkhın Usul ve Furu İlimleri’nin Mezheblerine, Mustalahatına, Kavaidine, İmamlarına, Tabakalarına, Masadır ı asliyyelerine, Metin, Şerh, Feteva ve Nevazil tüm kütüphane ve külliyatına hâkim olur ve özellikle dört mezhebin karşılaştırmalı tedrisatını görürler. Ezberlerinde mutlaka bulunması gereken yaklaşık 250 civarı Ahkâm Ayetini, üç bin civarında olan Ahkâm Hadislerini, Menkul İcma ve İttifaları ve Sahabe fetvalarını fıkhi bağlamda iyice analiz ederler. Geniş anlamda Usul’un furu’a tatbiki çalışmaları yapar, derinlemesine İlm’u l hilafı görür ve Kitap telif eğitimleri alırlar.

Fıkıh İlimleri İhtisası’nın süresi her biri ikişer dönemden oluşan altı yıldır. Mütehassıs adayları, bu eğitimi tamamladıktan sonra Fıkhın en az bir kitabında dört mezheb karşlışaştırmalı Usul’ün Furu’a tatbiki ve İlm’u l Hılaf tezi hazırlamakla İcazetnameyi hak etmiş olurlar.

Bu İhtisa’ın Mücazları; Tüm alt sevilerin ve Usul’u l Fıkh ve Fıkh İhtisası bölümünün Müderrisliğini yapmak yanında, dört mezhebe göre Müftülük ve Kadı’lık ta yapabilirler.

İlim erbabı büyüklerimin ve kardeşlerimin marifetine sunmak üzere, önermiş olduğum Medrese sisteminin sıfır noktasından en üst seviye olan İhtisas bölümlerine kadar tüm sistemin eğitim müfredatı hakkında bir teklif taslağı da hazırlamış bulunuyorum. Bu tür önemli programların ciddi birikim, deneyim ve müşavere gerektirdiği açıktır, fakat yollar ne kadar uzun olsa da mutlaka atacağımız birkaç küçük adımla başlamaktadır. Tüm ihtisas erbabının bu minvalde yapakları çalışmalar ve sunacakları yapıcı eleştiri, teklif ve önerileri bizi gayetle memnun edecektir. İctihad ve gayret bizden, tevfik Rabb’u l Âlemin olan Allah teala’dandır. Yalnızca O’na güvenir ve yalnızca O’ndan meded dilerim.

 

Kaynak: Marifet Derneği

Facebook Twitter Google Plus Embed Kodu
73
izlenme
Yorumlar
Yazdığınız yorum en az 4 karakter olabilir! Kalan karakter sayısı : 1250
  • Henüz yorum bulunmamaktadır!
  • Daha Eski Yorumlar

EN ÇOK İZLENENLER